SmallMediumLarge NarrowWideFluid
Anasayfa arrow TÜRKCE arrow TEMEL EDEBİYAT BİLGİLERİ arrow DİL VE ANLAM BİLİME GİRİŞ
DİL VE ANLAM BİLİME GİRİŞ PDF Yazdır E-posta

Yazan: Administrator, Tarih: 15-10-2007 18:50

Okunma Sayısı : 731    

Beğenilme : 68

Yayınlama yeri : TÜRKCE, TEMEL EDEBİYAT BİLGİLERİ

Dil, duygu ve düşüncelerimizi ifade etmek için kullandığımız canlı bir
araçtır.

Dil, her şeyden önce kendi içerisinde belirli bir devinime, değişime sahiptir.
Dilin canlı olması demek, yüzyıllar süren uzun süreç içerisinde devamlı kendi
içerisinde değişmesi ve gelişmesi demektir. Dili, ve dilin anlamını tam olarak
anlayabilmemiz için bu değişimi iyice anlamalıyız.

Her dil yaşayan bir varlıktır. Çünkü, kendi içerisinde devamlı bir gelişime
sahiptir. Yüzyıllar öncesinde kullanılan sözcükleri hiç birimiz anlayamayız.
Çünkü sözcükler hem ses hem de anlam yönünden değişmeye uğramıştır.

Dilbilimin anlamı inceleyen koluna "Semantik" (Anlam Bilim) diyoruz. Anlam
Bilim bir dildeki sözcüklerin gelişim süreci içerisindeki anlam değişimlerini
ve çeşitli anlamlara sahip oluşlarını inceler. İlk anlam bilim çalışmaları
eski Hindistan’da başlamıştır. Bugünkü anlamda semantiğin bir çalışma alanı
olmasını Reisig’e borçluyuz. Bununla birlikte Modern Anlam Bilimin kurucusu
Ferdinand De Saussure’dir.

Şimdi sözcükte anlam konusuna tam olarak giriş yapmadan önce bazı kavramları
öğrenelim:

Sözcük: Bir anlaşma aracı olan, dilin en küçük anlatım birimidir.
Kavram (Gösterge) : Çevremizdeki nesne ve durumların zihnimizde uyandırdıkları
çağrışımlardır.
Anlam : Zihnimizdeki kavramların yorumlanmasıdır.

Örneğin "Bizim evin pencereleri çok eskidi."cümlesini okuduğumuzda pencere
resmi zihnimizde belirecektir. Zihnimizde oluşan bu resim kavramdır. O
pencerenin bizim evin penceresi olduğunu yorumlamakla anlam ortaya çıkar.

Dilimizde çoğu sözcük tek başlarına kullanıldığında belirli bir anlam
yansıtırlar.Kapı, duvar, gözlük gibi sözcükler tek başlarına
kullanıldıklarında belirli bir kavramı yansıtırlar. Bazı sözcükler de vardır
ki tek başlarına kullanıldıklarında hiçbir anlam yansıtmazlar.Bu tür sözcükler
kullanıldıkları cümleler içerisinde belirli bir anlama sahip olurlar veya o
cümlenin anlamını pekiştirirler. Dilimizde bu tür sözcükler edatlar, bağlaçlar
ve ünlemlerdir. Ve, ki, veya, ama…

Yeni bir kavramı karşılamak için bir dilde iki seçenek vardır:
1-Yeni bir sözcük türetmek
2-Mevcut bir sözcüğe yeni bir anlam yüklemek.

 

 
Bir dilde en zor şeylerden birisi yeni bir sözcük türetmektir.Bundan dolayı
yeni kavramlar çoğu zaman mevcut bir sözcüğe yeni bir anlam yüklenmesiyle
oluşur.

Dil ilk oluştuğunda her sözcük bir anlamı karşılıyordu.. Fakat daha sonra
hayatımızdaki teknolojik ve kültürel gelişimler sonucunda yeni kavramlar
ortaya çıkmış, bu kavramları karşılamak için sözcüklere yeni anlamlar
yüklenmiştir. Mevcut olan sözcüklere yeni anlamlar yüklenmesiyle bazı
sözcükler birden fazla kavramı karşılar konuma gelmişlerdir. Böylece çok
anlamlılık ortaya çıkmıştır. Bir sözcüğün birden çok kavramı
karşılayabilmesine çok anlamlılık, o tür sözcüklere ise çok anlamlı sözcükler
denir.

Örneğin "kanat" sözcüğünün ilk anlamı "Kuşların uçmasını sağlayan organ
adı"dır. Fakat uçağın icadı ile uçağın belirli bir parçasına da kanat
denilmiştir.(Benzerlik İlgisi) Böylece bir ihtiyacı karşılamak için mevcut bir
sözcüğe bir anlam daha kazandırılmıştır. Yine "yüklemek" sözcüğünde de aynı
şey söz konusudur. Biz artık "Bilgisayarıma yeni bir program yükledim."
cümlesinde olduğu gibi yüklemek sözcüğünü yeni bir anlamıyla da kullanıyoruz.
Bilgisayarın geliştirilmesi yüklemek sözcüğünün yeni bir anlam daha
kazanmasını sağlamıştır. Böylece bu tür sözcükler için çok anlamlılığın yolu
açılmıştır.

Son Güncelleme : 15-10-2007 18:50

   
Quote this article in website
Favoured
Print
Send to friend
Related articles
Save this to del.icio.us

Anahtar kelimeler : TÜRKCE, TEMEL EDEBİYAT BİLGİLERİ, DİL VE ANLAM BİLİME GİRİŞ


Okuyucu yorumları  RSS feed Yorum
 

Ortalama Üye Değerlendirmesi

   (0 Oylama)

 


Yorumunuzu ekleyin
İsim
E-mail
Başlik  
 
Yorum
 
Kullanımdakı İşaretler: 600
   Daha sonraki Yorumlar hakkında beni haberdar et
   
   

Gönderilen yeni yorum yok



mXcomment _MAXCOMMENT_NUM_VERSION © 2007-2012 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
 
< Önceki

Populer

Yazan: Administrator, Tarih: 15-10-2007 18:50

Okunma Sayısı : 731    

Beğenilme : 68

Yayınlama yeri : TÜRKCE, TEMEL EDEBİYAT BİLGİLERİ

Dil, duygu ve düşüncelerimizi ifade etmek için kullandığımız canlı bir
araçtır.

Dil, her şeyden önce kendi içerisinde belirli bir devinime, değişime sahiptir.
Dilin canlı olması demek, yüzyıllar süren uzun süreç içerisinde devamlı kendi
içerisinde değişmesi ve gelişmesi demektir. Dili, ve dilin anlamını tam olarak
anlayabilmemiz için bu değişimi iyice anlamalıyız.

Her dil yaşayan bir varlıktır. Çünkü, kendi içerisinde devamlı bir gelişime
sahiptir. Yüzyıllar öncesinde kullanılan sözcükleri hiç birimiz anlayamayız.
Çünkü sözcükler hem ses hem de anlam yönünden değişmeye uğramıştır.

Dilbilimin anlamı inceleyen koluna "Semantik" (Anlam Bilim) diyoruz. Anlam
Bilim bir dildeki sözcüklerin gelişim süreci içerisindeki anlam değişimlerini
ve çeşitli anlamlara sahip oluşlarını inceler. İlk anlam bilim çalışmaları
eski Hindistan’da başlamıştır. Bugünkü anlamda semantiğin bir çalışma alanı
olmasını Reisig’e borçluyuz. Bununla birlikte Modern Anlam Bilimin kurucusu
Ferdinand De Saussure’dir.

Şimdi sözcükte anlam konusuna tam olarak giriş yapmadan önce bazı kavramları
öğrenelim:

Sözcük: Bir anlaşma aracı olan, dilin en küçük anlatım birimidir.
Kavram (Gösterge) : Çevremizdeki nesne ve durumların zihnimizde uyandırdıkları
çağrışımlardır.
Anlam : Zihnimizdeki kavramların yorumlanmasıdır.

Örneğin "Bizim evin pencereleri çok eskidi."cümlesini okuduğumuzda pencere
resmi zihnimizde belirecektir. Zihnimizde oluşan bu resim kavramdır. O
pencerenin bizim evin penceresi olduğunu yorumlamakla anlam ortaya çıkar.

Dilimizde çoğu sözcük tek başlarına kullanıldığında belirli bir anlam
yansıtırlar.Kapı, duvar, gözlük gibi sözcükler tek başlarına
kullanıldıklarında belirli bir kavramı yansıtırlar. Bazı sözcükler de vardır
ki tek başlarına kullanıldıklarında hiçbir anlam yansıtmazlar.Bu tür sözcükler
kullanıldıkları cümleler içerisinde belirli bir anlama sahip olurlar veya o
cümlenin anlamını pekiştirirler. Dilimizde bu tür sözcükler edatlar, bağlaçlar
ve ünlemlerdir. Ve, ki, veya, ama…

Yeni bir kavramı karşılamak için bir dilde iki seçenek vardır:
1-Yeni bir sözcük türetmek
2-Mevcut bir sözcüğe yeni bir anlam yüklemek.

 

 
Bir dilde en zor şeylerden birisi yeni bir sözcük türetmektir.Bundan dolayı
yeni kavramlar çoğu zaman mevcut bir sözcüğe yeni bir anlam yüklenmesiyle
oluşur.

Dil ilk oluştuğunda her sözcük bir anlamı karşılıyordu.. Fakat daha sonra
hayatımızdaki teknolojik ve kültürel gelişimler sonucunda yeni kavramlar
ortaya çıkmış, bu kavramları karşılamak için sözcüklere yeni anlamlar
yüklenmiştir. Mevcut olan sözcüklere yeni anlamlar yüklenmesiyle bazı
sözcükler birden fazla kavramı karşılar konuma gelmişlerdir. Böylece çok
anlamlılık ortaya çıkmıştır. Bir sözcüğün birden çok kavramı
karşılayabilmesine çok anlamlılık, o tür sözcüklere ise çok anlamlı sözcükler
denir.

Örneğin "kanat" sözcüğünün ilk anlamı "Kuşların uçmasını sağlayan organ
adı"dır. Fakat uçağın icadı ile uçağın belirli bir parçasına da kanat
denilmiştir.(Benzerlik İlgisi) Böylece bir ihtiyacı karşılamak için mevcut bir
sözcüğe bir anlam daha kazandırılmıştır. Yine "yüklemek" sözcüğünde de aynı
şey söz konusudur. Biz artık "Bilgisayarıma yeni bir program yükledim."
cümlesinde olduğu gibi yüklemek sözcüğünü yeni bir anlamıyla da kullanıyoruz.
Bilgisayarın geliştirilmesi yüklemek sözcüğünün yeni bir anlam daha
kazanmasını sağlamıştır. Böylece bu tür sözcükler için çok anlamlılığın yolu
açılmıştır.

Son Güncelleme : 15-10-2007 18:50

   
Quote this article in website
Favoured
Print
Send to friend
Related articles
Save this to del.icio.us

Anahtar kelimeler : TÜRKCE, TEMEL EDEBİYAT BİLGİLERİ, DİL VE ANLAM BİLİME GİRİŞ


Okuyucu yorumları  RSS feed Yorum
 

Ortalama Üye Değerlendirmesi

   (0 Oylama)

 


Yorumunuzu ekleyin
İsim
E-mail
Başlik  
 
Yorum
 
Kullanımdakı İşaretler: 600
   Daha sonraki Yorumlar hakkında beni haberdar et
   
   

Gönderilen yeni yorum yok



mXcomment _MAXCOMMENT_NUM_VERSION © 2007-2012 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved

 

Yazan: Administrator, Tarih: 15-10-2007 18:50

Okunma Sayısı : 731    

Beğenilme : 68

Yayınlama yeri : TÜRKCE, TEMEL EDEBİYAT BİLGİLERİ

Dil, duygu ve düşüncelerimizi ifade etmek için kullandığımız canlı bir
araçtır.

Dil, her şeyden önce kendi içerisinde belirli bir devinime, değişime sahiptir.
Dilin canlı olması demek, yüzyıllar süren uzun süreç içerisinde devamlı kendi
içerisinde değişmesi ve gelişmesi demektir. Dili, ve dilin anlamını tam olarak
anlayabilmemiz için bu değişimi iyice anlamalıyız.

Her dil yaşayan bir varlıktır. Çünkü, kendi içerisinde devamlı bir gelişime
sahiptir. Yüzyıllar öncesinde kullanılan sözcükleri hiç birimiz anlayamayız.
Çünkü sözcükler hem ses hem de anlam yönünden değişmeye uğramıştır.

Dilbilimin anlamı inceleyen koluna "Semantik" (Anlam Bilim) diyoruz. Anlam
Bilim bir dildeki sözcüklerin gelişim süreci içerisindeki anlam değişimlerini
ve çeşitli anlamlara sahip oluşlarını inceler. İlk anlam bilim çalışmaları
eski Hindistan’da başlamıştır. Bugünkü anlamda semantiğin bir çalışma alanı
olmasını Reisig’e borçluyuz. Bununla birlikte Modern Anlam Bilimin kurucusu
Ferdinand De Saussure’dir.

Şimdi sözcükte anlam konusuna tam olarak giriş yapmadan önce bazı kavramları
öğrenelim:

Sözcük: Bir anlaşma aracı olan, dilin en küçük anlatım birimidir.
Kavram (Gösterge) : Çevremizdeki nesne ve durumların zihnimizde uyandırdıkları
çağrışımlardır.
Anlam : Zihnimizdeki kavramların yorumlanmasıdır.

Örneğin "Bizim evin pencereleri çok eskidi."cümlesini okuduğumuzda pencere
resmi zihnimizde belirecektir. Zihnimizde oluşan bu resim kavramdır. O
pencerenin bizim evin penceresi olduğunu yorumlamakla anlam ortaya çıkar.

Dilimizde çoğu sözcük tek başlarına kullanıldığında belirli bir anlam
yansıtırlar.Kapı, duvar, gözlük gibi sözcükler tek başlarına
kullanıldıklarında belirli bir kavramı yansıtırlar. Bazı sözcükler de vardır
ki tek başlarına kullanıldıklarında hiçbir anlam yansıtmazlar.Bu tür sözcükler
kullanıldıkları cümleler içerisinde belirli bir anlama sahip olurlar veya o
cümlenin anlamını pekiştirirler. Dilimizde bu tür sözcükler edatlar, bağlaçlar
ve ünlemlerdir. Ve, ki, veya, ama…

Yeni bir kavramı karşılamak için bir dilde iki seçenek vardır:
1-Yeni bir sözcük türetmek
2-Mevcut bir sözcüğe yeni bir anlam yüklemek.

 

 
Bir dilde en zor şeylerden birisi yeni bir sözcük türetmektir.Bundan dolayı
yeni kavramlar çoğu zaman mevcut bir sözcüğe yeni bir anlam yüklenmesiyle
oluşur.

Dil ilk oluştuğunda her sözcük bir anlamı karşılıyordu.. Fakat daha sonra
hayatımızdaki teknolojik ve kültürel gelişimler sonucunda yeni kavramlar
ortaya çıkmış, bu kavramları karşılamak için sözcüklere yeni anlamlar
yüklenmiştir. Mevcut olan sözcüklere yeni anlamlar yüklenmesiyle bazı
sözcükler birden fazla kavramı karşılar konuma gelmişlerdir. Böylece çok
anlamlılık ortaya çıkmıştır. Bir sözcüğün birden çok kavramı
karşılayabilmesine çok anlamlılık, o tür sözcüklere ise çok anlamlı sözcükler
denir.

Örneğin "kanat" sözcüğünün ilk anlamı "Kuşların uçmasını sağlayan organ
adı"dır. Fakat uçağın icadı ile uçağın belirli bir parçasına da kanat
denilmiştir.(Benzerlik İlgisi) Böylece bir ihtiyacı karşılamak için mevcut bir
sözcüğe bir anlam daha kazandırılmıştır. Yine "yüklemek" sözcüğünde de aynı
şey söz konusudur. Biz artık "Bilgisayarıma yeni bir program yükledim."
cümlesinde olduğu gibi yüklemek sözcüğünü yeni bir anlamıyla da kullanıyoruz.
Bilgisayarın geliştirilmesi yüklemek sözcüğünün yeni bir anlam daha
kazanmasını sağlamıştır. Böylece bu tür sözcükler için çok anlamlılığın yolu
açılmıştır.

Son Güncelleme : 15-10-2007 18:50

   
Quote this article in website
Favoured
Print
Send to friend
Related articles
Save this to del.icio.us

Anahtar kelimeler : TÜRKCE, TEMEL EDEBİYAT BİLGİLERİ, DİL VE ANLAM BİLİME GİRİŞ


Okuyucu yorumları  RSS feed Yorum
 

Ortalama Üye Değerlendirmesi

   (0 Oylama)

 


Yorumunuzu ekleyin
İsim
E-mail
Başlik  
 
Yorum
 
Kullanımdakı İşaretler: 600
   Daha sonraki Yorumlar hakkında beni haberdar et
   
   

Gönderilen yeni yorum yok



mXcomment _MAXCOMMENT_NUM_VERSION © 2007-2012 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved

 

Yazan: Administrator, Tarih: 15-10-2007 18:50

Okunma Sayısı : 731    

Beğenilme : 68

Yayınlama yeri : TÜRKCE, TEMEL EDEBİYAT BİLGİLERİ

Dil, duygu ve düşüncelerimizi ifade etmek için kullandığımız canlı bir
araçtır.

Dil, her şeyden önce kendi içerisinde belirli bir devinime, değişime sahiptir.
Dilin canlı olması demek, yüzyıllar süren uzun süreç içerisinde devamlı kendi
içerisinde değişmesi ve gelişmesi demektir. Dili, ve dilin anlamını tam olarak
anlayabilmemiz için bu değişimi iyice anlamalıyız.

Her dil yaşayan bir varlıktır. Çünkü, kendi içerisinde devamlı bir gelişime
sahiptir. Yüzyıllar öncesinde kullanılan sözcükleri hiç birimiz anlayamayız.
Çünkü sözcükler hem ses hem de anlam yönünden değişmeye uğramıştır.

Dilbilimin anlamı inceleyen koluna "Semantik" (Anlam Bilim) diyoruz. Anlam
Bilim bir dildeki sözcüklerin gelişim süreci içerisindeki anlam değişimlerini
ve çeşitli anlamlara sahip oluşlarını inceler. İlk anlam bilim çalışmaları
eski Hindistan’da başlamıştır. Bugünkü anlamda semantiğin bir çalışma alanı
olmasını Reisig’e borçluyuz. Bununla birlikte Modern Anlam Bilimin kurucusu
Ferdinand De Saussure’dir.

Şimdi sözcükte anlam konusuna tam olarak giriş yapmadan önce bazı kavramları
öğrenelim:

Sözcük: Bir anlaşma aracı olan, dilin en küçük anlatım birimidir.
Kavram (Gösterge) : Çevremizdeki nesne ve durumların zihnimizde uyandırdıkları
çağrışımlardır.
Anlam : Zihnimizdeki kavramların yorumlanmasıdır.

Örneğin "Bizim evin pencereleri çok eskidi."cümlesini okuduğumuzda pencere
resmi zihnimizde belirecektir. Zihnimizde oluşan bu resim kavramdır. O
pencerenin bizim evin penceresi olduğunu yorumlamakla anlam ortaya çıkar.

Dilimizde çoğu sözcük tek başlarına kullanıldığında belirli bir anlam
yansıtırlar.Kapı, duvar, gözlük gibi sözcükler tek başlarına
kullanıldıklarında belirli bir kavramı yansıtırlar. Bazı sözcükler de vardır
ki tek başlarına kullanıldıklarında hiçbir anlam yansıtmazlar.Bu tür sözcükler
kullanıldıkları cümleler içerisinde belirli bir anlama sahip olurlar veya o
cümlenin anlamını pekiştirirler. Dilimizde bu tür sözcükler edatlar, bağlaçlar
ve ünlemlerdir. Ve, ki, veya, ama…

Yeni bir kavramı karşılamak için bir dilde iki seçenek vardır:
1-Yeni bir sözcük türetmek
2-Mevcut bir sözcüğe yeni bir anlam yüklemek.

 

 
Bir dilde en zor şeylerden birisi yeni bir sözcük türetmektir.Bundan dolayı
yeni kavramlar çoğu zaman mevcut bir sözcüğe yeni bir anlam yüklenmesiyle
oluşur.

Dil ilk oluştuğunda her sözcük bir anlamı karşılıyordu.. Fakat daha sonra
hayatımızdaki teknolojik ve kültürel gelişimler sonucunda yeni kavramlar
ortaya çıkmış, bu kavramları karşılamak için sözcüklere yeni anlamlar
yüklenmiştir. Mevcut olan sözcüklere yeni anlamlar yüklenmesiyle bazı
sözcükler birden fazla kavramı karşılar konuma gelmişlerdir. Böylece çok
anlamlılık ortaya çıkmıştır. Bir sözcüğün birden çok kavramı
karşılayabilmesine çok anlamlılık, o tür sözcüklere ise çok anlamlı sözcükler
denir.

Örneğin "kanat" sözcüğünün ilk anlamı "Kuşların uçmasını sağlayan organ
adı"dır. Fakat uçağın icadı ile uçağın belirli bir parçasına da kanat
denilmiştir.(Benzerlik İlgisi) Böylece bir ihtiyacı karşılamak için mevcut bir
sözcüğe bir anlam daha kazandırılmıştır. Yine "yüklemek" sözcüğünde de aynı
şey söz konusudur. Biz artık "Bilgisayarıma yeni bir program yükledim."
cümlesinde olduğu gibi yüklemek sözcüğünü yeni bir anlamıyla da kullanıyoruz.
Bilgisayarın geliştirilmesi yüklemek sözcüğünün yeni bir anlam daha
kazanmasını sağlamıştır. Böylece bu tür sözcükler için çok anlamlılığın yolu
açılmıştır.

Son Güncelleme : 15-10-2007 18:50

   
Quote this article in website
Favoured
Print
Send to friend
Related articles
Save this to del.icio.us

Anahtar kelimeler : TÜRKCE, TEMEL EDEBİYAT BİLGİLERİ, DİL VE ANLAM BİLİME GİRİŞ


Okuyucu yorumları  RSS feed Yorum
 

Ortalama Üye Değerlendirmesi

   (0 Oylama)

 


Yorumunuzu ekleyin
İsim
E-mail
Başlik  
 
Yorum
 
Kullanımdakı İşaretler: 600
   Daha sonraki Yorumlar hakkında beni haberdar et
   
   

Gönderilen yeni yorum yok



mXcomment _MAXCOMMENT_NUM_VERSION © 2007-2012 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved





Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Warning: include(/home/osshazir/domains/kpssdersleri.com/public_html//modules/mod_mxc_lastcomments.php) [function.include]: failed to open stream: No such file or directory in /home/osshazir/domains/kpssdersleri.com/public_html/includes/frontend.html.php on line 397

Warning: include() [function.include]: Failed opening '/home/osshazir/domains/kpssdersleri.com/public_html//modules/mod_mxc_lastcomments.php' for inclusion (include_path='.:/usr/local/lib/php') in /home/osshazir/domains/kpssdersleri.com/public_html/includes/frontend.html.php on line 397