BİRİKTİRME ŞEKİLLERİ

Birikinti Konileri ?
Akarsuyun aşındırmasının eğime ve akış hızına bağlı oldugunu söylemiştik. Bir dağın yamacından inen bir akarauyun taşıma gücü azalır. Dolayısıyla ferisindeki alüviyonlar yarım koni bfiminde birikintiler meydana getirir. Buna birikinti konisi denir.
Dağ Eteği Ovaları :
Bu ovalar birikinti konilerinin birleşip düzleşmesinden oluşurlar. Yani bir dağın eteğinde, taşıma gücü ve hızı azalan bir akarsuyun alüviyon biriktirmeyle modana geten ovalardır.
Deltalar?
Akarsuların denize ulaştıkları  bölgelerde oluşurlar. Denizeze dökülen akarau, taban seviyesine geldigı .çın ,aşıma gücü tümüyle ortadan kalkar. Bu sebeple alüviyonlar, ağız dediği.
Böylece nehir: denizi, içeriye doğru bir çıkıntı biçiminde doldurmuş olur. Kara parçalarında sık görülen bu çıkıntılara delta denir. Ancak nehirlerin ağzında delta oluşumunu engelleyen uç sebep vardır. Bunlann birincisi deniz akıntıları, İkincisi gel – git olayı (medcezir) ve üçüncüsu de derinliktir.
Dağ içi ovaları:
Nehirler akarken bazen, dağlann iç kısımlanndan da geçerler. Buradaki arazilerde meydana gelen eğim azalmaları, taşıdıklan yükün birikmesine sebep olur. Bu tür birikimler dağ içi ovalarını oluşturur.
Nehir yataklannda derinlemesine aşındırmadan sonra meydana gelen basamak şekilli düzlüklerdir.
Tektonik bir olay sonucu
oluşumu    nehir yatağının yükselmesiyle, deniz seviyesinin alçalmasıyla, ya da aşınım hızının artmasıyla meydana gelirler. Sekiler, yüksekte kalmış eski vadi tabanlar, olarak da tanımlanabilir.

AŞINDIRMANIN ETKİLERİ

Bir akarsuyun aşındırma yapabileceği en düşük seviye deniz seviyesidir. Hiçbir akarsu bu taban seviyesinin altında aşındırma yapamaz.
Bir akarsu, yatağını belirti bir zamana kadar aşındırabilir. Yatağın aldığı son duruma denge profili denir.
Bir akarsu yatağı, akarsuyun ilk dönemlerinde düz bir konumda aksa bile bir müddet sonra bu durum kaybolur. Akarsu yatağında ve vadisindeki gınntı ve çıkıntılar zamanla daha belirgin bir hale gelir. Bu knmmlara menderes denir.
Bir yamaçta tüt ve benzeri yumuşak zeminin içerisinde yer yer daha dirençli tabakalar varsa, bunlar altlarındaki yumuşak kısımları sellenmeye karşı korur. Boylece yamaçta, üzerinde şapka gibi kayaların bulunduğu kuleye benzer şekiller oluşur. Bunlara peri bacası denir Ülkemizde. Ürgüp, Nevşehir. Göreme yörelerinde rastlanan yüzey şekıllerindendir.
Akarsu yatakları dağlar arasında yer alan vadileri oluşturur. Akarsu aşındırmasının, vadilerin oluşumu ve şekilleri üzerinde değişik etkileri vardır. Aşındırmanın fazla olduğu yerlerde boğaz türü vadiler oluşmuştur. Aynca çentik vadi, kanyon, yatık yamaçlı vadi, alüviyal tabanlı vadi şekilleri vardır.

AKARSULAR VE SELLENME

Yeryüzünü şekillendiren en önemli dış etken akarsular ve sellenmedır. Akarsulann yeryüzünde meydana getirdiği değişiklikler üç aşamada meydana gelir.
AŞINDIRMA
Akarsular, geçtikleri bölgelerdeki toprağı ve kayaları aşındınrlar. Aşındırma hem mekanik yoldan, hem de kimyasal yoldan meydana gelir.
Akarsu geçtiği bölgelerde kayalann içerisindeki bazı çözünebılen maddeten eritir ve berabennde taşır. Çozüculük etkisiyle yaptığı bu tür aşındırma kimyasal aşındırmadır
Akarsu, geçtiği zeminden, akış hızının doğurduğu kuvvetler sebebiyle taş, kum ve çakıl gibi bazı parçalar kopanr ve bunlan sürükler. Bu tür aşındırma fiziksel ya da mekanik aşındırma denir. En fazla görülen aşındırma şekli budur.
Mekanik aşındırması fazla olan nehir bulanık akar. Kimyasal aşındırması fazla olan nehirler ise daha berrak akarlar. Bir akarsuyun mekanik aşındırması aşağıdaki etkenlere bağlıdır:
a)    Taşıdığı su miktar, Suyun miktan arttıkça doğuracağı fiziksel kuvvetler de artacağından, aşındırması artar.
b)    Akış hızı :
Akarsuyun akış hızı arttıkça mekanik aşındırması ve sürükleme gücü de artar.
c)    Taşıdığı yük miktan :
Akarsuyun koparak taşıdığı taş ve çakıl parçalan onun yüküdür. Bu miktar arttıkça zemini kazması daha da kolaylaşır. Yani yük arttıkça aşındırma da artar.
d)    Akarsu yatağının yapısı ?
Dirençli tabakalar aşınmaya kolayca karşı koyarlar. An-cak gevşek zeminli yerlerden geçen akarsulann aşındırması daha fazladır.

GÖÇMELER VE TOPRAK KAYMALARI

Yeryüzünün şekillenmesinde etkili olan bir diğer dış olay da toprak kaymasıdır. Özellikle eğimli arazilerde yerli topraklar bazen kayarak daha aşağı bölgelere dökülür. Bu kayma sırasında sadece toprak yer değiştirmişse buna toprak kay¬ması. toprakla birlikte kayalar da kopup süreklenmişse buna göçme (heyelan) denir.
Toprak kaymalannı ve göçmelen kolaylaştıran etmenler şunlardır.
a) Yağışların fazlalığı ve kar erimeleri

b)Eğimin fazlalığı
c)    Kayanın ve toprağın cinsi
d)    Tabakaların yapısı ve konumu
e)    Şiddetli depremler
Toprak kaymalarını kolaylaştıran bu sebeplerden çoğu. Karadeniz Bölgesinde mevcuttur. Bu sebeple toprak kaymalan en çok bu bölgemizde görülür.

Mekanik çözülme

Kurak ve soğuk iklim bölgelerinde meydana gelir. Bu tür bölgelerde günlük sıcaklık farklan büyüktür. Örneğin çöllerde gündüzler 50 “C’yi bulan sıcağın etkisiyle genleşen kayalar, gece büzülür, bu ani genleşme ve büzülme ile kayalar çatlayarak ufalanır. Aynca soğuk bölgelerde kayalann çatlak larına sular sızar ve donar. Donan suyun hacmi arttığından kayayı  patlatır bu sebeple toprak oluşumu hızlanır.
Oluşum yönüyle topraklar İki grupta toplanır:
A)    Taşınmış topraklar !
Akarsuların, rüzgarların ve buzullann taşıma ve biriktirmesi sonucunda oluşmuş topraklardır. Akarsular yoluyla biriktiren topraklara alüviyon. buzulların biriktirdiklerine buzultaş (moren), rüzgann taşıyarak getirdiklerine lös denir. Bu Qç tür toprak en verimli toprak çeşidini oluşturur. Çünkü bileşimleri çeşitlidir.
B)    Yerli topraklar:
Kayaların üzerinde ve bulunduklan yerde oluşan topraklardır. Kayanın yüzeyinde dış etkenlerle ufalanan parçalar zamanla tamamen toprağa dönüşür. Kayanın üzerinde kalın bir toprak tabakası meydana gelir. Bu toprak üzerinde yetişen bitkilerin kökleri ve çürüyen dallan toprağa kanşır. Böylece humus denilen organik bir katkı maddesi ile toprak zenginleşip verimli hale gelir.

DIŞ KUVVETLER VE OLAYLAR

Yeryüzünü durmadan işleyen, aşındıran yeryüzünü düzleyerek deniz seviyesine indirmeye çalışan hareketlerdir.
1) KAYALARIN ÇÖZÜLMESİ (Toprak Oluşumu)
Yağmur, kar. sıcaklık değişiklikleri, don olayı sebebiyle kayaların yüzeyi belirti bir zaman süresi ıçensinde değişime uğrar. Kayalann bu tür dış etkenlerin tesiriyle, ufalanıp dağılmasına çözülme denir. Toprak oluşumunun en önemli aşaması kayalann çözülmesidir. Çözülme iki yolla olur:
a)    Kimyasal çözülme :
özellikle nemli iklim bölgelerinde meydana gelir. Çünkü kimyasal olaylar suya ihtiyaç duyar. Havada bulanan oksijen ve karbondioksit gibi gazlar su ile birlikte kayanın birleşimini değiştirir. Çöllerde kimyasal çözülme görülmez.

Volkanizma ve Etkileri

Volkanizma ve Etkileri :
Yeryüzünün iç tabakalarındaki kızgın sıvıların yeryüzüne çıkması olayına volkanizma denir. Lavların püskürdüğü ağızda oluşan çukurluklara krater denir. Dünya üzerindeki çok sayıdaki volkan günümüzde sönmüştür. Ancak halen etkin olan 450 civarında volkan vardır. Bu volkanlar zaman zaman püskürerek bazı zararlar verirler.
İnsanlar, uğrayacakları kayıplan bile bile etkin volkanların çevresini yerleşim alanı olarak seçmişlerdir. Bunun sebebi, volkanik alanların çevresine yayılan volkanik tüflerin verdiği bir tarım alanı olşmasıdır.
Depremler oluşumlanna göre volkanik, göçme ve tektonik depremler diye üçe aynlır.
1)    Volkanik depremler, etkin volkanlann faaliyete geçtiği anlarda görülür, etki alanlan oldukça sınırlıdır.
2)    Göçme depremleri, yerkabuğunun alt tabakalannda erimeye müsait bazı kısımların erimesi sonucu oluşur. Örneğin bir bölgede, toprak altındaki tabaka kayatuzudur. Bu tuz çeşitli etkilerle erir ve yeri boşalır. Bu alanda çökme meydana gelir ve depreme sebep olur. Bu tür depremlerin de etki alanlan dardır.
3)    Tektonik depremler; etki alanlan en geniş olan depremlerdir. Yerkabuğunun derinliklerinde meydana gelen basınçlar, gerilimler ve kırılmalar sonucunda oluşurlar. Bu tür sarsıntılar bütün dünyada hissedilir. Bu tür dep¬remleri kaydeden rasathaneler dünyanın ıç tabakaları hakkında bilgi sahibi de olurlar. Türkiye de deprem kuşağı üzerindedir. Bu sebeple sık sık büyük can ve mal kaybı doğuran depremler meydana gelir.
Depremlerden korunmak için bazı tedbirler düşünülmüştür. Bu tedbirlerin başlıcaları şunlardır:
1)    Dayanıklı yapı malzemesi kullanmak.
2)    Evlerin kat sayısını sınırlandırmak.
3)    Şehirleşmede bitişik nizam yerine bahçeli yerleşim planı uygulamak.
4)    Depreme karşı yurttaştan uyarıcı ve haşan azaltıcı çalışmalar yapmak.
5| Yerleşim alanlarını sağlam kaya kütlelen üzerinde seçmek.

Dağ oluşumu (Kıvrılmalar ve kırılmalar)

Dağ oluşumu : (Kıvrılmalar ve kırılmalar)
Dağların oluşumu, iç kuvvetlerle mümkün olur demiştik. Dış kuvvetler yeryüzünü aşındırır. Aşındırılan parçalar denizlerde ve deniz kıyılannda biriktirilir. Yerkabuğunun esnek olduğu bölgelerdeki bu birikme alanlarına jeosenklinal denir. Böylece bu genç tortular, basınç etkisiyle kıvrılarak dağlan oluşturur. Bunlara genç kıvrım dağları diyoruz.
Ancak eski kara parçaları ve eski kıtalar, bu basıncın etkisi ile kıvrılamazlar. Bu tür alanlarda, basınç şiddetli olursa kırılmalar meydana gelir. Bu kırıkların iki parçası arasında yükselti farkı oluşursa, yanı kırık alanın bir bölümü yüksekte diğer bölümü alçakta kalırsa bu tür kırıklara fay denir. İki fay arasında oluşan yükseltilere horst. ıkl tay arasında oluşan çukurluklara graben denir.

İç Kuvvetler ve Olaylar

Kaynağını yenn merkezinden alan hareketlerdir. İç kuvvetlerin oluşumu için gerekli enerji yerin merkezinde depolanmıştır. İç kuvvetler ve olaylan belirgin dört grupta toplayabiliriz.
1)    Kıvrılmalar ve kırılmalar ı
Bu hareketler çevremizdeki yükseltilen ve dağları oluşturan hareketlerdir. Yer kabuğunun hareketi kısımlanndakl tortular katlanır, kıvnlır, kırılır ya da blriblh üzerine biner. Bunun sonucu olarak dağlar oluşur.
2) Epirojenik hareketler :
Yerkabuğunun, geniş alanlan kaplayan hareketleridir. Bu hareketlerin sonucunda tabakalarda bir kıvnlma görülmez. Fakat geniş alanlar, yükselir, alçalır veya çarpıklaşır. Bu hareketler sonucunda bazen kıtalar alçalıp deniz haline gelebilir. Denizlerin tabanlan İse yükselip kara haline dönüşebilir.
3)    Volkanik hareketler :
Dünya’nın çekirdek kısımlanna yakın bölgelerde henüz katılaşmamış kızgın maddelerin tamamen sıvı haline geçerek yeryüzüne çıkması olayıdır.
4)    Depremler:
Yerkabuğundaki gerilimlerin birdenbire boşalması sonucu meydana gelen titreşim hareketleridir. Şiddetli depremler yerkabuğunda da önemli değişiklikler yapar.

21 HAZİRAN DURUMU VE 23 EYLÜL DURUMU

21 HAZİRAN DURUMU
Bu tarih, Kuzey Yarım Küre’de yaz başlangıcıdır. 21 Haziran’da şekilde görüldüğü gibi güneş ışınları Ekvator’un 23. 27′ kuzeyindeki noktalara (yani Yengeç Dönencesine) dik olarak gelir. Kuzey Yarım Küre en sıcak dönemini yaşamaya başlar. Bu durumda, Kuzey Yarım Küre’de gündüzler gecelerden uzundur. 21 Haziranda Kuzey Yarım Küre’de en uzun gündüz, Güney Yarım Küre’de en uzun gece yaşanır.
Bu tarih, Güney Yarım Kore’de yaz başlangıcıdır. 21 Aralık’ta, şekilde görüldüğü gibi güneş ışınlan Ekvator’un 23. 27′ güneyindeki noktalara (yani Oğlak Dönencesine) dik gelir. Güney Yarım Küre’de sıcaklık artmaya başlar. Bu durumda Güney Yarım Küre’de gündüzler gecelerden uzundur. 21 Aralık’ta Güney Yarım Küre’de en uzun gündüz yaşanır. Türkiye’de de en uzun gece 21 Aralık’tadır.

23 EYLÜL DURUMU
21 Mart ve 23 Eylül tarihlerinde güneş ışınları Ekvator’a tam dik olarak gelir. Bu tarihte Dünya üzerindeki bütün yerlerde gece ve gündüz süreleri birbirine eşittir ve 12 şer saattir. Türkiye’de İlkbahar ve sonbahar başlangıcıdır. Kuzey ve Güney yarım kürelerde hangi aylarda hangi mevsimin yaşandığı aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.