SmallMediumLarge NarrowWideFluid
Anasayfa arrow GENEL TARİH arrow ORTAÇAĞDA AVRUPA arrow ORTAÇAĞ AVRUPASINA GENEL BAKIŞ
ORTAÇAĞ AVRUPASINA GENEL BAKIŞ PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Salı, 04 Mart 2008

ORTAÇAĞ AVRUPASINA GENEL BAKIŞ

SÜZEREN(DEREBEYİ): Toprağın asıl sahibi, üstün güç sahibi. Derebeyi.

VASOL: Süzerenin koruyuculuğu altında bulunan ve emirleri doğrultusunda savaşan.

FİYAJ:Süzerenin vasala bağış olarak verdiği toprak. Bir nevi tımar gibi

SENJÖR: Senyör olan derebeyi, hem toprağın hem de çiftiçinin sahibidir.

SERF: Senyörlerin üretimi denetlemesi ve üretim fazlasına el koyması.

AFOROZ: Hristiyanlık dininde kişileri dinden atma.

ENTERDİ: Klisenin dini görevlerini durdurması(lokavt). Ülkeyi yöneticileriyle birlikte cezalandırma.

 

Siyasi ,Sosyal ve Ekonomik Durum :Kavimler göçü sonrası Avrupa'da krallıklar güçlerini kaybettiler. Soyluların güç kazanmalarıyla birlikte tüm ortaçağ boyunca Avrupa'da etkili olacak olan siyasi yönetim biçimi " Feodalite ( Derebeylik) " ortaya çıktı.  Toplumsal eşitsizlik üzerine kurulan bu düzen içinde halk, farklı toplumsal sınıflara ayrılmıştır :
1. Soylular (Senyörler): Soylular, oturdukları toprakların sahibiydiler. Her türlü hakka sahip olan ve şatolarda oturan soylular, yönetim ve askerlik işleri ile ilgilenirlerdi. Soyluluk babadan oğula geçerdi.
Soyluların en üstünde senyör denilen derebeyler yer alırdı. Senyörlerin en büyüğü kral idi. Bundan sonra
sırasıyla dük, kont, baron ve şövalyeler gelirdi.
2. Rahipler;  Rahipler, kiliselerin sahip olduğu toprakların geliriyle rahat bir yaşam sürerlerdi. Dinin toplum üzerindeki etkilerinden dolayı halk üzerinde söz sahibi idiler.
3. Burjuvalar: Ticaret ve sanatla uğraşırlardı. Bağlı bulundukları derebeylerine vergi verirlerdi.
4. Köylüler: Bunlar ikiye ayrılırlardı:
a. Özgür Köylüler: Üzerinde yaşadıkları toprakları, istedikleri gibi ekip biçme hakkına sahip olup  bağlı oldukları soyluya, vergi vermek zorundaydılar. Ayrıca topraklarını satabilme, çocuklarına bırakma hakları vardı.
b. Serfler (Köle Köylüler); Hiçbir hakka sahip değildiler. Soyluların malı sayılırlardı. Toprakla birlikte alınır ve satılırlardı.

 

Orta Çağ boyunca Avrupa'da zenginlik kaynağı topraktı. Bu nedenle geri, kapalı bir ekonomik yapı görülür.

 

Ortaçağ Avrupa'sının düşünce biçimine skolastik felsefe egemendir.Skolastik düşünce Hıristiyanlık dininin esasları ile Aristo'nun görüşlerinin kaynaştırılmasıyla oluşmuş , dogmatik, bilim ve deney'i reddeden bir düşünce yapısıdır.

Yeniçağ başlarında Avrupa’nın bu yapısının bozulmasında coğrâfî keşifler birinci etken oldu. Coğrafi keşiflerden önce yapılan Haçlı Seferleri de (1096 - 1270) soyluların fakir ve zayıf düşmelerine neden oldu.

         Coğrafi keşifler, dünya ticaret yollarını değiştirdi. Akdeniz eski önemini kaybetti. Ve burjuva sınıfı zenginleşti. Yönetimde hak iddia etmeye başladı. Bu sınıf, demokrasi ve özgürlük fikirlerinin öncüsü oldu. Bu arada, Avrupa’da barutun öğrenilmesi ve topta kullanılması ile, derebeylerin şatoları yıkıldı. Derebeylik rejimi tarihe karıştı. Bunun yerini güçlü krallıklar aldı. Coğrâfî keşiflerden sonra zenginleşen burjuva sınıfı, bilim ve sanat hareketlerinde öncü oldu. Rönesans ve reform hareketleri Avrupa’nın değer yargılarını değiştirdi. Bu dönemde Avrupa’da ölümsüz eserler yapıldı. Rönesans, konumu nedeniyle İtalya’da, reform da Almanya da başladı.  

Bu hareketler giderek bilimde ilerlemeyi ortaya çıkardı. Bilim ve teknikteki ilerlemeler de, Endüstri İnkılâbı’nı doğurdu. El tezgahları, yerini kömür, petrol, su gücü ile çalışan fabrikalara bıraktı. İç pazarları doyum noktasına gelen ülkelerde, dış pazarlara açılma başladı. Bu da, sömürgecilik hareketlerini ortaya çıkardı. Sömürgecilikte başı, konumu ve sahip olduğu demir - kömür madenleri nedeniyle endüstrisini kuran İngiltere çekti. İngiltere denizaşırı sömürgeler kurdu. Bunu Fransa, İspanya, Portekiz, Belçika, Hollanda izledi. Bu gelişim, tüm Avrupa ülkelerinde aynı anda olmadı. Bu hareketlerde geri kalan ülkeler oldu. Örneğin: Feodal yapıdan kurtulamayan Almanya, İtalya prenslikleri gibi.

Her yenilikte olduğu gibi Endüstri İnkılâbı da çelişkisini beraberine getirdi. Endüstrinin gelişmesi ile, işçi sınıfı çoğaldı ve güçlendi. İşçiler, ağır çalışma koşullarının ve yaşam koşullarının düzeltilmesi için fabrika sahipleriyle mücadeleye girişti. Bu kavgalar, yüzyıllarca sürdü. Amerika kıtasında, İngiltere’nin sömürgesi olan Kuzey Amerika’nın bu ülkeye karşı bağımsızlık mücadelesi vermesi ve insan haklarına dayalı ilk anayasalı demokrasi yönetimini kurması gözlerin bu ıtaya çevrilmesine neden oldu. 1774’da A.B.D. Cumhurbaşkanlığı’na George Washington seçildi Avrupa’da fikir adamları ve düşünürler yapıtlarında, insan hakları, özgürlük, ulusçuluk fikirlerini işlemeye başladılar. Bu düşünceler, ekonomik açıdan halk sınıfları arasında büyük uçurumların oluştuğu Fransa’da ilk meyvelerini verdi. 1789’da Fransa’da yönetime karşı büyük bir ihtilal oldu. Bu ihtilal’de, zengin olan fakat yönetimde hak ve yetkileri olmayan Burjuva sınıfı, fakir halka öncülük etti. Bundan sonra Avrupa’daki bütün sosyal patlamalarda ve hareketlerde Burjuva Sınıfı’nın öncülüğü görülecektir.

         Böylece Avrupa’nın ortaçağ halk sınıfları arasındaki egemenlik yetkisinin soylular ve din adamlarından sonra burjuva sınıfına geçtiğini görüyoruz. Hatta bazı ülkelerde güçlenen işçi sınıfı yönetimi ele geçirdi.

         Özgürlük, eşitlik, adalet, demokrasi, ulusçuluk düşünceleri de kralların ve imparatorlukların yıkılmasına, onun yerine ulus esasına dayanan devletlerin kurulmasına neden oldu. (Bunda 1789 Fransız ihtilâlinin etkisi büyüktür) Bu ihtilali Avrupa’daki diğer ihtilaller tâkip etti.

Birinci Dünya Savaşı: Osmanlı İmparatorluğu, Avusturya Macaristan İmparatorluğu, Rus çarlığı gibi imparatorlukların yıkılmasına neden olunca, Avrupa’da imparatorluklar dönemi sona erdi. Demokrasi esasına dayanan devletler bu idare biçimi içinde serbest ekonomi (kapitalizm) yolu ile geliştiler. II. Dünya Savaşı’nda dünyanın büyük bölümünde bağımsız devletler kuran toplumlar, yeni ekonomik bağımlılıkların ve sömürü biçiminin içine girdiler.

Ortaçağ Avrupasında Din ve Düşünce Yaşamı :Hıristiyanlık dininde iki büyük mezhep ortaya çıkmıştı;  Katoliklik ve Ortodoksluk.

Katolik Mezhebi :  Daha çok, Orta , Kuzey ve Batı Avrupa'da yaşayanlar bu mezhebi benimsemişti. Dini merkezi Roma, dini lideri ise "Papa " dır.
Hz.İsa'nın yeryüzündeki vekili sayılan papaların Aforoz ve Enterdi gibi güçlü yetkileri vardı. Aforoz,  kişiyi dinden çıkarma ve toplum dışına itme anlamına, Enterdi ise kralıyla birlikte bir ülkenin cezalandırılması anlamına gelmektedir.

Ortodoks Mezhebi :  Daha çok Balkanlılar ve Rus'lar ( Slavlar) bu mezhebi benimsemişti. Dini merkezi İstanbul ,dini liderleri ise "Patrik" tir.

 

MAGNA CHARTA ( Büyük koşul ) : 1215 yılında İngiltere'de kralla halk temsilcileri arasında karşılıklı olarak imzalanan bir belgedir. Bu belgeyle kralın halka karşı yetkileri ilk kez kısıtlanmış ve toplumsal ilerlemenin hızlanmasının koşulları yaratılmıştır. İgilterede parlemento oluşturuldu. Dünyada ilk Anayasal harekettir. Bu belgeye göre;
1. Kral, uyruklarının oluru olmadan yeni vergi koyamayacak ve vergi oranlarını artıramaya-caktı.
2. Özgür kişiler haksız yere tutuklanamayacak ve yargılanmadan cezalandırılamayacaktı.
Magna Charta bir anayasa niteliğindedir. Kralın yargı ve yürütme yetkilerinin kısıtlanma-sıyla başlayan süreç, parlamentonun kurulmasına, meşrutiyete ve hukuk devletine geçilme-sine, parlamentonun üstünlüğünün kabul edilmesine, insan hakları ilkelerinin yayınlanması-na ulusal egemenlik ve demokrasinin uygulanmasına kadar gelişmiştir. Amerikan Bağımsızlık Savaşı'nın gerekçesini oluşturan Magna Charta; karşılıklı imzalanan bir belge olması ve ilk kez hükümdarın yetkilerinin kısıtlanması açısından ( biçimsel ) Osmanlı tarihinde 1808 yılında imzalanan Sened-i İttifak'a benzer. Hükümdarın yetkilerinin ilk kez halka karşı kısıtlanması, ilerici-devrimci bir eylem olması, hukuk devletine ve meşrutiyete yol açması açılarından ( özünde ) 1839'da yayınlanan Tanzimat Fermanı'na benzer.

 

         COĞRAFİ KEŞİFLER: Pusulanın bulunması, gemiciliğin ilerlemesi, coğrafya bilgisinin ilerlemesi, cesur gemicilerin yetişmesi, çeşitli sınıfların zengin olma isteği coğrafi keşiflere neden olmuştur. Osmanlı, zengin ve konumu iyi olduğu için coğrafi keşiflere iştirak etmedi. Coğrafi keşifler sonucunda; Asya ticareti ümit burnuna kaydı. Osmanlı ve İslam ülkeleri ekonomik kayıplara uğradı. Portekiz ve ispanya ilk sömürgeleri kurdular.Burjuva sınıfı doğdu. Sanayi devriminin ön koşulları oluştu. Keşiflerin ana nedeni: İspanya ve Portekizin Akdeniz ticaretinden faydalanamamasıdır.

         RÖNESANS: İtalyada başlayıp avrupaya yayılan bilim vs. alanındaki gelişme ve değişmelere Rönesans denir. Soylularla halk arasında farklılık ve çelişki arttı. Hümanizm ve pozitif düşünce gelişti. Dinsel konular tartışmaya açıldı. Bilim teknik gelişti.

            REFORM: Almanyadan başlayan dinsel nitelikli hareketleri reform denir. Alman kilisesi papaya bağlı. Martin Luter incili ilk defa tercüme etmiştir. Reform sonucunda yeni mezhepler ortaya çıkmıştır. Protestan, kalvenizm, algini kalvenizm… Katolik kilisesi kendi içinde reform yaptı. Laik eğitime geçildi. Yeni mezheplerden dolayı yeni tarikatlar çıktı. Mezhep savaşları başladı

 

 
< Önceki





Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Warning: include(/home/osshazir/domains/kpssdersleri.com/public_html//modules/mod_mxc_lastcomments.php) [function.include]: failed to open stream: No such file or directory in /home/osshazir/domains/kpssdersleri.com/public_html/includes/frontend.html.php on line 397

Warning: include() [function.include]: Failed opening '/home/osshazir/domains/kpssdersleri.com/public_html//modules/mod_mxc_lastcomments.php' for inclusion (include_path='.:/usr/local/lib/php') in /home/osshazir/domains/kpssdersleri.com/public_html/includes/frontend.html.php on line 397