INKILAP TARİHİ
İLKELER
Milli Egemenlik Nedir?
| Milli Egemenlik Nedir? |
|
|
|
| Yazar Administrator | |
| Salı, 04 Mart 2008 | |
|
Milli Egemenlik Nedir?
Egemenlik (Hakimiyet);egemen olma, hakimlik, üstünlük, amirlik
manalarına gelmekte ve hükmeden, buyuran, buyruğunu yürütebilen üstün gücü
ifade etmek için kullanılmaktadır. Egemenlik ,devlet kudretinin bir vasfıdır.
İç hukukta en üstün kudreti, milletlerarası hukukta da bağımsız bir gücü
anlatmaktadır.
Milli egemenlik ise;bir milletin kendi kaderine hakim olarak, kendi
geleceğini tayin etme gücünü elinde bulundurması demektir. Yani bir milletin
kendi kendini idare etmesi, kendine hükümet edecek heyeti seçmesi
anlamına gelmektedir.İç görünüşü itibariyle demokratik rejimi, yani egemenliğin
kayıtsız şartsız millete ait olduğunu ortaya koyarken, dış görünüşü ile
de milletin özgür ve bağımsız yaşamasını, yani dışa karşı millet birliğini ve
bütünlüğünü ifade etmektedir.
Milli egemenlik düşüncesi ilk defa 18. yüzyılda Fransız düşünürü
Jean Jaques Rousseau tarafından ortaya atılmış ve bu yüzyılda
despot hükümdarlara karşı fertlerin hak ve hürriyetlerini gerçekleştirip,
teminat altına almak için girişilmiş olan mücadele ile başlamıştır.Ancak bu
fikrin ortaya çıkması, yani halkın da yönetime katılarak, hükümdarın gücünün
sınırlandırılması işi 1215 tarihli Magna Charta’ya dayanmaktadır.
Milli egemenlik bir kişi veya sınıfın egemenliğinden uzak olarak,
milletin kendi yönetiminde söz sahibi olması anlamına geldiğinden, milletin
genel iradesinin ortaya konmasını sağlar ve iktidarın kayıtsız şartsız millete
ait olmasını ifade eder.Bu nedenle demokrasinin temel
şartıdır.
b)Atatürk’ün Milli Egemenlik Hakkındaki Düşünceleri
Atatürk’e göre egemenlik devlet kavramının özünde var olan siyasi bir
nüfuz olup, milleti dışta temsil ve başka milletlere karşı savunma yetkisini
içeren bir güçtür.Atatürk milli egemenliği ise;bağımsızlık ve demokrasi olarak
algılayarak, emperyalizme, baskıya ve esarete karşı milletin haklarını savunmak
olarak değerlendirmiştir.Atatürk’e göre milli egemenlik, devlet ve milletin
kaderinde etkin ve hakim olması gereken bir değerdir. Çünkü milli
egemenlik adaletin, eşitliğin, hürriyetin dayanağı ve milletin namusu ,
haysiyeti, şerefidir. Bu sebeple Atatürk milli egemenlik prensibini devletin
temel unsurlarından biri haline getirmeye çalışmıştır. Bundan amaç ise; siyasi,
sosyal ve ekonomik yönden yabancı etkilerden uzak, milli iradeden oluşmuş bir
toplumun meydana gelmesini sağlamaktır. Sadece bununla da yetinmeyen Atatürk’e
göre,toplumda hürriyetin, eşitliğin, adaletin, istikrarın sağlanması ve
korunması ancak tam ve kesin bir biçimde milli egemenliğin gerçekleşmiş
bulunmasıyla mümkündür. Dolayısıyla O milli egemenliği, bu öneminden ve
devletimizin sonsuza kadar devam etmesi, memleketimizin kuvvetlenmesi,
milletimizin refah ve mutluluğu açısından gereken bir değer olarak görmüştür. Atatürk
“milli hakimiyet öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve
tahtlar yanar, yok olur. Milletlerin esareti üzerine kurulmuş müesseseler her
tarafta yıkılmaya mahkumdurlar” sözleriyle, milli egemenlik prensibinin gücünü
ortaya koymakta ve devlet hayatındaki önemini vurgulamaktadır.
c)Türkiye’de Milli Egemenlik Prensibinin Gerçekleştirilmesi
Türkiye’de milli egemenlik prensibinin gerçekleştirilmesi, tamamen
Atatürk’ün bu konudaki düşünce ve çalışmalarının eseridir. Çünkü I.Dünya Savaşı
sonunda İtilâf Devletleri, Osmanlı topraklarını kağıt üzerinde paylaşmışlar ve
Türk Milleti’nin siyasi varlığına tamamen son vererek, üzerinde yaşadığı bin
yıllık vatanını ufak bir bölge dışında elinden almışlardır. Dolayısıyla bunun
doğal sonucu olarak, 1 Kasım 1918’den itibaren Türk vatanının bazı yerleri
işgal edilmiş, Türk ordusu dağıtılmış ve ülke içinde çeşitli ayrılıkçı örgütler
ayaklanmalar başlatmışlardır.
Memleketin içinde bulunduğu bu durum karşısında , ilk önce Anadolu ve
Trakya’nın çeşitli şehir ve kasabalarında yaşayan vatansever kişiler
tarafından, Müdafaa-i Hukuk adı altında direniş örgütleri kurulmaya
başlanmıştır. Ancak temelde vatanı kurtarmak amacıyla kurulan bu cemiyetler,
farklı düşünceler sebebiyle dağınım durumdadırlar. Bu güçleri birleştirerek,
milli ve genel bir uyanış yaratacak bir mücadeleyi başlatmak lazımdır.
M.Kemal bu düşünceyi gerçekleştirmek için millet egemenliğini dayalı, tam
bağımsız yeni bir Türk Devleti kurma kararıyla Samsun’a
çıkmıştır.M.Kemal’in 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basmasıyla birlikte, Türk
tarihinde ilk defa kişisel egemenlikten, milli egemenliğe geçiş süreci
başlamıştır. Dolayısıyla, Türkiye’de milli egemenlik prensibinin genel anlamda
ilk defa Atatürk’ün önderliğinde girişilen Milli Mücadele yıllarında
uygulandığını söyleyebilmek mümkündür.
Kişisel egemenlikten, milli egemenliğe geçiş projesini, Milli Mücadele
hareketini başlatarak, uygulamaya koyan Atatürk ,Amasya Genelgesi ile ileriye
dönük düşüncelerini açıklamış, “Milletin istiklâlini yine milletin azim ve
kararı kurtaracaktır” diyerek, milli egemenliğin gerçekleştirilmesi
kararlılığında olduğunu göstermiştir.Devletin kaderinde, milletin söz sahibi
olması anlamı taşıyan milli egemenlik prensibinin, Milli Mücadele dönemi
boyunca ve daha sonra da üzerinde durulacak en önemli hususlardan biri
olduğunu, Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde kongreler düzenlenmesinden ve bu
kongreler vasıtasıyla halkın istek ve düşüncelerinin ortaya konmaya
çalışılmasından anlamaktayız. Çünkü kongrelerde alınacak olan kararlar,
milletin temsilcilerinin görüşleri doğrultusunda ortaya çıkacaktı.Bu da
milletin girişilecek olan mücadelede söz sahibi yapılması demekti. Erzurum ve
Sivas Kongreleri’nde alınan “Kuva-yı Milliye’yi âmil ve milli iradeyi
hakim kılmak esastır” kararının , Türkiye’de milli egemenliği tesis
etmek için alındığı bunun delilidir.Bu çerçevede Atatürk’ün Sivas’ta
yayınlanmasına öncülük ettiği gazetenin “ İrade-i Milliye”,
Ankara’da Şubat 1920’de yayınına başlanan gazetenin de “Hakimiyet-i Milliye”
adını taşıması milli egemenliği gerçekleştirmek çabalarının bir yansımasıdır.
Türkiye’de milli egemenliğin gerçekleştirilmesi konusunda atılmış en
önemli adımlardan biri de ilk TBMM’nin açılmasıdır.TBMM’nin açılmasıyla artık
milli egemenlik prensibi, resmen ve fiilen gerçekleştirilmiştir.Böylece millet
kendi geleceğini , kendisi belirleme imkanına kavuşmuştur. Bunda en büyük pay,
hiç şüphe yok ki Atatürk’ündür.
Atatürk, TBMM’ni açarak en büyük ideallerinden biri olan milli
egemenlik prensibini, devletin temel unsurlarından biri haline getirmiş,”
Hakimiyet kayıtsız, şartsız milletindir” ifadesinin anayasada yer almasıyla
hem, diktatörlüğe karşı bütün kapıları kapatmış, hem de milli egemenlik
prensibini hukuki anlamda güvence altına almıştır.
Böylece milli egemenlik ilkesi, Atatürk’ün kurduğu TC’nin temel
unsurlarından biri haline gelmiştir. Bu ilke devlet yönetiminde en üstün gücün
millete ait olduğunu ortaya koyması sebebiyle cumhuriyetçilik ilkesini
bütünlemektedir.
|
| Sonraki > |
|---|
Ana Menü
| Anasayfa |
| site haritası |
| içerik |
| COĞRAFYA |
| TARİH |
| TÜRKCE |
| Video |
| VATANDAŞLIK |
Warning: include(/home/osshazir/domains/kpssdersleri.com/public_html//modules/mod_mxc_lastcomments.php) [function.include]: failed to open stream: No such file or directory in /home/osshazir/domains/kpssdersleri.com/public_html/includes/frontend.html.php on line 397
Warning: include() [function.include]: Failed opening '/home/osshazir/domains/kpssdersleri.com/public_html//modules/mod_mxc_lastcomments.php' for inclusion (include_path='.:/usr/local/lib/php') in /home/osshazir/domains/kpssdersleri.com/public_html/includes/frontend.html.php on line 397








