OLUMLULUK – OLUMSUZLUK UYUMU KONU ANLATIM

Öznesi olumsuzluk bildiren cümlelerde yüklemler de olumsuz; öznesi olumlu olan cümlelerde yüklemler de olumlu olmalıdır. ‘
Olumlu özneler: hepsi, herkes, tümü, tamamı, bütünü…
Olumsuz özneler:kimse, hiç kimse, hiçbiri…
Aşağıdaki cümlelerde olumluluk – olumsuzluk ilişkisinden kaynaklanan anlatım bozukluğu parantezle eklenen özneler ile giderilmiştir:
Hiçbiri konuyu anlamamış, (hepsi) sadece dersi dinlemişti.
Herkes seni soruyor ama (kimse) senden bir haber alamıyor.
Haydi, kimse kıpırdamasın, (herkes) hemen yere yatsın
Hepsi ondan nefret ediyor; (hiçbiri) onu görmek istemiyordu.
Dün herkes sana güldü ama (hiç kimse) gerçeği göremedi.
Salonda hiç kimse konuşmamış (hepsi) ilgiyle
onu izlemişti.

TEKİLLİK – ÇOĞULLUK UYUMU KONU ANLATIM (1. BÖLÜM)

Öznenin genel bir ifade ya da soyut bir durum bildirdiği ve çoğu olduğu durumlarda yüklem tekil olur:
Bazı kararlar insanı haya) kırıklığına uğratırlar, (uğratır)
Sanki tatilde haftalar hızlı geçiyorlar, (geçiyor) Düşünceler toplantıda açıkça dile getirildiler, (dile getirildi) (büyülüyor)
Arabaların kaldırdığı tozlar bizi sinirlendirdiler; (sinirlendirdi).
Ailevi sorunlar henüz büyümeden çözülürlerdi, (çözülürdü)
Öznenin hayvan, bitki ya da organ adının çoğulu veya tekili olduğu durumlarda yüklem tekil olur:
Gözlerim ölüm haberinden sonra hemen yaşardılar. (yaşardı)
Kuşlar evimizin balkonunda neşeyle ötüşüyorlardı. (ötüşüyordu)
Bahçeye erik ve kiraz fidanı bugün sabah dikildiler. (dikildi)
Ağaçlar daha şimdiden çiçek açmaya başladılar, (başladı)
Bir hafta geçmeden arılar kovanı balla doldurdular. (doldurdu)
Üzüntüden ve sinirden ellerim çatladılar sanki, (çatladı)
Martılar sahilde kanat çırpıyorlardı, (çırpıyordu) Kavak ağaçları yapraklarını döktüler, (döktü)

TEKİLLİK – ÇOĞULLUK UYUMU KONU ANLATIM

Cümledeki özne ile yüklemin tekil çoğul olmasıyla ilgili anlatım bozukluğudur.
Öznenin çoğul eki almayıp anlamca çokluk bildirdiği cümlelerde yüklem tekil olur:
Herkes bu önemli karara dün imza atmışlardır, (atmıştır)
Sanırım komisyon uygun kararı vermişlerdir, (vermiştir)
Pek çok öğrenci sınava geç kalmışlardı, (kalmıştı)
İzleyicilerin bazısı maça ne yazık ki yetişemediler. (yetişemedi)
Ne olur inanın bana, çoğu sizden korkuyorlardı.. (korkuyordur)
Maçın bittiğini nedense kimse bize söylememişlerdi. (söylememişti)
Halkımız her an zehirli ve tehlikeli havayı soluyorlar. (soluyor)
Toplum huzurevlerine ilgisiz kalmamalıdırlar, (kalmamalıdır)
— Öznenin insandan oluştuğu ve çoğu olduğu cümlelerde yüklem tekil de çoğul da olabilir: Yaslılar da çocuklar gibi eğleniyorlardı.
(ya da eğleniyordu)
Burada öğrenciler her zaman mutludur.
(yada mutludurlar)
insanlar trafik ışıklarına dikkat etmiyorlar.
(ya da etmiyor) istemişi
(yada istemişlerdi)
Futbolcular yemeklerden zehirlenmişler.
(ya da zehirlenmiş)
Palyaçonun sözlerine çocuklar gülüyordu.
(ya da gülüyorlardı)
Sanki adamlar bizden yiyecek istiyordu.
(ya da istiyorlardı)
Gözetmenler bize sınavın önemini anlattılar.
(ya da anlattı)

YAPISAL BOZUKLUKLAR KONU ANLARIM (1. BÖLÜM)

Arabanın benzini bitmiş, (araba) bir türlü çalışmıyordu.
Sefiller’in çevirisinde yanlışlar vardı, bana sorarsanız (Sefiller) çeviriye uygun bir eser değil.
Suçluların ifadesi alındıktan sonra (suçlular) dün geç saatlerde sevk edilmiş.

Osman’ın sinirleri bozulmuş çünkü o gizemli olaya (Osman) gerçekten çok üzülmüştü.
Furkan’m en büyük güvencesi babasıdır, bu yüzden (Furkan) babasından çok şey bekliyor.
Öğretmenimizin şairliği tutunca (öğretmenimiz) bize epey şiir okudu o derste.
Arsaların imar planı tamamlanır tamamlanmaz (arsalar) satılacakmış.
Anlattıklarımı kimseye söyleme, (anlattıklarım) aramızda kalsın.
İzleyici filme ilgi gösterince (film) defalarca gösterimde kaldı.

YAPISAL BOZUKLUKLAR KONU ANLATIM

1. ÖZNE – YÜKLEM UYUŞMAZLIĞI: O ÖZNE EKSİKLİĞİ:
Daha çok sıralı ya da bağlı cümlelerde farklı yüklemlerin aynı’özneye bağlanmasından kaynaklanan anlatım bozukluklarıdır. Bazen tek yüklemi! cümlelerde de özneyi bulmak için yükleme sorulan “kim, ne” sorularına yüklem cevap veremez.
Aşağıdaki cümlelerde özne eksikliğinden kaynaklanan anlatım bozukluğu olduğundan cümlelerin eksik olan özneleri parantezle ve koyu tonla belirtilerek verilmiştir.
Bir veliye, çocuğunuz başarısız, dense (veli) çileden çıkabilir.
Mağazanın inşaatı önümüzdeki yıl mutlaka bitecek ve (mağaza) hizmete girecek.
Okulun son günü olduğundan (okul) kapalıydı.
Kemal Tahir’ln romanlarının çok sevilmesinden dolayı (bu romanlar) birkaç defa basıldı.
Kitaptaki yanlışlar düzeltilecek ve (kitap) ikinci baskıya girecek.
Banka görevlisinin silahı elinden alınmış ve (banka) soyulmuş.
Sadeleştirmenin dilimizi oldukça fakirleştirdiği söylenir oysa (sadeleştirme) zenginleştirmektedir.
Öğrencilerin ödevlerini yapmaları gerektiğinden (öğrenciler) bir an önce evlerine gitmeliler.

ANLAM BELİRSİZLİĞİ KONU ANLATIM

Bazı cümlelerde hem ikinci tekil kişiye (sen) hem de üçüncü tekil kişiye (o) ait olma anlamı bulunur ve böyle durumlarda anlam karışıklığı odaya çıkar.
Bazı cümlelerde yapısından dolayı iki anlama gelebilecek şekilde anlaşılmaktadır. Bu durum da anlam belirsizliğine yol açar.
Aslında bana ne söyleyeceğini biliyorum.
(senin söyleyeceğini / onun söyleyeceğini) Geleceğini ben iki gün önceden biliyordum, (senin geleceğini / onun geleceğini)
Ailece Konya’ya gittiğini ben yeni öğrendim, (senin gittiğini / onun gittiğini)
Evini herkes anlata anlata bitiremiyor.
(senin evini / onun evini)
Yalan söylediğinden sevgi ve saygı azalmış, (sen söylediğinden / o söylediğinden)
Bu kadar güzel olduğunu inanın bilmiyordum, (senin güzel olduğunu / onun güzel olduğunu)
‘ Akşamki törende şarkı söyleyeceğini duyduk, (senin söyleyeceğini / onun söyleyeceğini)
Adam, politikayla karısından çok ilgileniyor. (Karısı politikacı ve adam politikayla karısından daha çok ilgileniyor ya da adam politikayla ilgilendiği için karısını ihmal ediyor.)
Balık tutmayı dayımdan çak severim.
(Dayı da balık tutuyor ve bu işi dayısından çok seviyor ya da balık tutmayı o kadar çok seviyor ki dayısını bile o kadar sevmiyor.)
Köye taşındıktan sonra onu ilk kez ziyaret ettim. (Ziyaret eden kişi köye yeni taşınmış ya da ziyaret edilen kişi köye yeni taşınmış ve ilk kez ziyaret ediliyor.) Murat’ı Emre’den çok özledim.
(Murat’ı ve Emre’yi özledim ama ?Murat;ı.da?ha çok özledim ya da Emre de Murat’ı özledi beri .dştözledim ama ben daha çok özledim.)
Derslerime kardeşimden çok önem veririm. (Derslerime o kadar önem veririm ki kardeşim benim hayatımda ikinci sırada gelir ya da kardeşim de derslerine önem verir ama ben derslerime ondan daha çok önem veririm.)

ANLAMCA ÇELİŞEN SÖZLERİN KULLANILMASI

Anlamca birbiriyle ters düşen sözcüklerin cümlede bir arada kullanılması anlatım bozukluğuna neden olur.
Bir cümlede “kesinlik” bildiren sözle “ihtimal” bildiren söz bir arada kullanılmamalıdır.
Aşağıdaki cümlelerde anlamca birbiriyle çelişen sözler koyu olarak belirtilmiştir.
Dünkü o üzücü olayda mutlaka kasıt ihtimali var.
Kuşkusuz bütün çalışmalarının ödülünü belki alacaksın.
Eminim ki bunca gürültü patırtı onu üzmüş olsa gerek.
Ali artık kesinlikle böyle bir hataya düşmeyebilir.
Üniversiteyi bitireli hemen hemen tam on yıl oldu.
Bu iki çocuk arasında tam üç yaş ya var ya yok.
“Aşk” sözcüğü “sevgi”nin tam karşılığı gibi bir şeydir.
Şüphem yok ki sanatçı çok başarılı eserler vermiş olmalı.
Kesinlikle söyleyebilirim ki tedavi sizi ayağa kaldırabilir.
Gönderdiğim paketi eminim bugüne kadar almış olmalısınız
Biz Kahramanmaraş’tan ayrılalı sanırım tam on yıl oldu.
Elbette sinemaya onunla birlikte gitmiş olabilirler.
Buraya taşınalı tamı tamına iki hafta oldu sanı¬rım.
Spor salonunda yaklaşık tam üç yüz kişi vardı. •
Öyle zannediyorum ki bu dükkana yarın mutlaka müşteri gelir.
Benden bir şeyler gizlediğinizi kesinlikle tahmin ediyorum.
Şüphesiz Alanya’da tatil yapacağımızı zannediyorum.
Adam yerinden yavaşça bir anda kalkıverdi.
Yüksek sesle bana bir şeyler fısıldamıştı o akşam.
Şüphesiz şampiyonluk galiba bu yıl olacak.
Ödül alacağımı kesinlikle sanıyorum.
Bizim okulda zorunlu seçmeli dersler var.
Tam yetmiş civarında öğrenci sınava girmemiş.

DÜŞÜNME VE MANTIK HATASI YAPILMASI

Bir cümlede söylenilmek istenenle söylenen söz ayni olmadığında anlatım bozukluğuna yol açar. Ayrıca oluş ve önem sırası karışıklığı bir mantık hatasıdır.
Suat’ın evinde 0 yıllarda bırakın ekmeği, .yemeği bile yoktu.
(Suat’ın evinde 0 yıllarda bırakın yemeği, ekmeği bile yoktu.)
Bence bu hastalık onu öldürür hatta felç eder.
(Bence bu hastalık onu felç eder hatta öldürür.)
230’a karşı 190 oyla alman kararla kabul edildi.
(I90’a karşı 230 oyla alınan kararla kabul edildi.)
Ayvalık’ta etraf ,seller almış üstelik yağmur yağmıştı.
(Ayvalık’ta yağmur yağmış üstelik etrafı seller almıştı.)
Eğitimden anlamayı bırak, eğitim sistemi bile kuramazlar.
(Eğitim sistemi kurmayı bırak, eğitimden bile anla- mazlar.)
Kardeşim değil sınıfı geçmek, teşekkür bile alamaz.
(Kardeşim değil teşekkür almak, sınıfı bile geçemez.)
Beş yaş küçük kardeşim ben iki yaşındayken gitmişti.
(iki yaş küçük kardeşim ben beş yaşındayken gitmişti.)
Söyleyecek söz bulamıyor, talep konuşuyordu.
(Susmak bilmiyor, hep konuşuyordu.)
Burasını iyi tanımasına rağmen her yeri gezebilmiş??.
(Burasını iyi tanımamasına rağmen her yeri gezebilmişti.)
Hatice teyze bize su vermek şöyle dursun, yemek bile vermedi.
(Hatice teyze bize yemek vermek şöyle dursun, su bile vermedi.)
O yıllarda evimizde mumumuz hatta elektriğimiz yoktu.
(O yıllarda evimizde elektriğimiz hatta mumumuz yoktu.)
Pansuman yapmak değil, ameliyat bile yapamaz o.
(Ameliyat yapmak değil, pansuman bile yapamaz o.)
Annemi bir gün değil, bir ay bile görmesem çok özlerim.
(Annemi bir ay değil, bir gün bile görmesem çok özlerim.)
Sigara içersen ölebilir hatta sakat kalabilirsin.
(Sigara içersen sakat kalabilir hatta ölebilirsin.)
Ailece gelecekteki güzellikleri hatırlıyoruz hep.
(Ailece gelecekteki güzellikleri hayal ediyoruz hep.)
Dergiye göz atmayı bırak, o güzel dergiyi okumazdı bile.
(Dergiyi okumayı bırak, o güzel dergiye göz atmazdı bile.)
Mehmet değil soruları okumak, sınava bile girmek istememiş.
(Mehmet, değil sınava girmek, soruları bile okumak istememiş.)

DEYİM VE ATASÖZÜNÜN YANLIŞ KULLANILMASI

Bu yapının Selçuklulara ait olma oranı yüksek, (olasılığı) Deyimler ve atasözleri kalıplaşmış sözler olduğundan değiştirilemez ve cümlede doğru anlamda kullanılmazsa anlatım bozukluğuna neden olur.
Çadırdaki yaşam koşullan ne zaman artacak? (iyileşecek) Korkmayın, er geç vatan hainlerinin üstesinden geleceğiz, (hakkından geleceğiz)
O yıl, şirketimizin geliri her geçen gün büyüdü, (arttı) O haberi alınca sevinçten etekleri tutuştu Serpil’in. (etekleri zil çaldı)
Vücudun bağımlılık sistemine zararlı bir ilaçmış, (bağışıklık) Haydi, bakalım şimdi seç pirincin taşını, (ayıkla pirincin taşını)
Fiyatlar çok pahalı olunca satışlarımız iyi gitmedi, (yüksek) Orası o kadar kalabalık ki çuvaldız atsan yere düşmez, (iğne atsan yere düşmez)
Benim bu sakatlığım artık ne zaman iyileşecek? (geçecek) Ona ayak bağı olunca o da işini çabuk bitirmişti, (destek olunca)
Gökyüzündeki martıların kanat çırpınışları çok ilginçti. (çırpışları) Ona yardım et, elinden geleni ardına koyma.
(elinden geleni yap)
En güzel günlerden biridir cumartesi ve pazar, (günlerdir) Bu görüntüler karşısında saçlarım diken diken oldu, (tüylerim diken diken oldu)
Ben bir koltukta ölü olarak uyanmak istemiyorum, (bulunmak) Ne demişler: “Dağ dağa kavuşur, insan insana kavuşmaz.” (Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur)
Trafik kazasında hayatını kaybedenlere başsağlığı dilerim, (kaybedenlerin yakınlarına) Atalarımız: “Aza kanaat etmeyen bolu bulamaz.”
demiş. (Aza kanaat etmeyen çoğu bulamaz)
Aşağıya inince maalesef arabamızı çalınmış olarak bulduk, (arabamızın çalındığını anladık) Kimseye görünmeden içeriye göz koydu, (göz attı)
Vatandaşı okul yaptırmaya sürekli kışkırtmak gerekir. (teşvik etmek) Salih Efendi öldü, ben yakamı ucuz sıyırdım.
(yakamı ucuz yırttım)
Odadaki oksijen azaldıkça adamın nefes alışı güçleniyordu, (güçleşiyordu) Arkadaşını çok sever ve onun burnundan kıl aldırmazdı. (ona toz kondurmazdı)
Yolların kaygan olması birçok kazaya katkıda bulundu. (yol açtı) Sözlerime kulak kapatmayın ne olur, (kulak tıkamayın)
Bilgi birikintinize güveniyorsanız yarışmamıza katılınız, (birikiminize) Köküne kibrit suyu ekmeli vapurdaki insanların. (Köküne kibrit suyu dökmeli)
Yosun tabakası gölün bütün yüzeyini kapsamıştı, (kaplamıştı) Çektiği sefa sonunda ona pahalıya mal oldu. (Sürdüğü sefa)
Bu iyiliğime karşın sizden bir teşekkür isteyemez miyim? (karşılık) Yıldırım geçen hafta baştan tırnağa muayene olmuştu. (tepeden tırnağa ya da baştan ayağa)
Gülü seven dikenine dayanır, kardeşim, az daha sabret (Gülü seven dikenine katlanır)
Mustafa çok çalışınca öğretmenin gözünden düşmüştü, (gözüne girmişti) .
Sana göre zor olan bu işi halletmek içten bile değil benim için, (işten bile değil)
Çabuk işe şeytan karışır, az daha yavaş ol. (Acele işe şeytan karışır)

SÖZCÜĞÜN YANLIŞ ANLAMDA KULLANILMASI

Anlamca ya da yazımca birbirine yakın olan bazı sözcüklerin yanlış kullanılması anlatım bozukluğuna neden olur.
Sorularda bazen “sözcüğün yanlış anlamda kullanılması” yerine “yerinde kullanılmamış sözcük” sözü geçer. Buna dikkat edilmeli ve bu söz ”yanlış yerde sözcüğün kullanılması”sorularıyla karıştırılmamalıdır.
Aşağıdaki cümlelerde yanlış kullanılan sözcükler koyu olarak belirtilmiş ve sözcüğün doğrusu parantez içinde verilmiştir.
Deniz subayı kılığıyla bu ıssız yerde ne işimiz var? (kıyafetiyle)
Bugün pek çok ülke Kore şehitlerini kutluyor, (anıyor)
Geri kalmışlık kesinlikle Türkiye’ye özel bir durum değil, (özgü) Her türlü girişimden çekinmeyen biriydi. (Hiçbir)
Size az sonra düğün resimlerini göstereceğim, (fotoğraflarını) Tırnakların bir hayli büyümüş, hemen kesmelisin. (uzamış)
Sıcaklık yarın 4 ila 8 arasında değişecekmiş, (ile) Yapıtım 1984 yıllarında piyasaya çıkmıştı. (1984’lü yıllarda)
Ben, İntibah veya Dokuzuncu Hariciye Koğuşu romanlarını okudum (ve) Sınava giren öğrencilerin sayısı bu yıl yine çoğalmış. (artmış)
Yazarın on dördüncü kitabı da geçenlerde yayınlandı, (yayımlandı) Bu fuar, ülkemizin her kesimi tarafından tanınmasına yol açtı, (tanınmasını sağladı)
Bolluğa düştüler? zaman sürekli israf ederlerdi, (eriştikleri) Sıkıldığınızı ilk görünüşte fark etmiştim, (görüşte)
Dağ çamı fidanını lütfen sadece dağlara ekiniz, (dikiniz) Otobüs durağında lütfen boş yere bekleme yapmayınız, (beklemeyiniz)
Ben 5 Mayıs 1972 yılında sabaha doğru doğmuşum. (tarihinde) Büyüklerinize olan saygınlığınız hiç bitmesin, (saygınız)
Safa beş yıldır sanayide marangozculuk yapıyor, (marangozluk) Yiyecek maddelerinin sağlığı çok önemli bir konudur. (temizliği)
Son öğretim durumunu gösteren belge istedi, (öğrenim) Ben “ İnsanları sevin.” sözcüğünü kullanmadım, (sözünü)
Vatandaşlarımız arasında ırk ayrıntısı yapılamaz, (ayrımı) Üzücü bir olay sonucunda jokeyin ayağı kırıldı, (sonunda)
Bazı öğrenciler derste nedense çok çekimserdir, (çekingendir) Dünkü olayda ölü kaybının olmadığı vurgulandı, (can)
Dün buraya uzun boylu bir delikanlı geldi ve kendini bize tanıştırdı, (tanıttı)
Camdan yankılanan ışık gözlerimi kamaştırdı. Sınavda verilen süre yine yetişmedi benim için, (yetmedi)
(yansıyan)
İşçi fiyatlarına biraz daha zam yapılması gereki- Sizce o zengin bankacı kaçtı mı kaçtırıldı mı? (kaçırıldı)
yor. (ücretlerine)
Genç yazarların yazdıklarını lütfen azımsamayın. Liderlere bu aralar hep ölümcül saldırılar düzenleniyor. (öldürücü)
(küçümsemeyin)
Sizin bu hafta yapılacak sınavı kaybetme şansı¬nız hiç yok. (olasılığınız) Giydiği atkının ona çok yakıştığını söylemiştim. (Taktığı)
Direkler arasına elektrik telleri döşendi, (çekildi)
Borçlar Türkiye’yi Avrupa’ya bağımlı yaptı, (bağlı) Bu yıl babam yüzünden sınıfı geçtim, (sayesinde) Namık Kemal’in büstü törenle hizmete açıldı, (sergiye)
Çocuk minicik elleriyle iyi çorap dokurdu. (örerdi) Arkadaşının koluna toplu iğneyi sapladı, (batırdı)