Somut Ve Soyut Anlatım

Anlatıcının hissediş ve anlatış tarzı: Bazı anlatıcılar somut temaları ele alsalar bile bunu soyut bir anlatımla, bazıları da soyut bir temayı ele alsalar bile bunu somut bir anlatımla dile getirmeyi tercih ederler. Söz gelimi “masa”, somut anlamlı bir sözcüktür. Ama somut anlamlı bu sözcük, bir şairde alışılmışın dışında bir anlatımla karşımıza çıkabilir. Şair, “masa”nın çağrıştırdıklarını anlatmak için soyut anlatıma başvurarak sanatlı söyleyişlere, eğretilemelere (istiarelere), alışılmadık bağdaştırmalara başvurabilir. Böyle olduğu için de daha çok soyut anlamlı sözcük ve söyleyişlere yönelir. Bunun nedeni, şairin “masa”yla ilgili anlatacaklarının, duyu organlarıyla algılanamayacak, ancak düş gücüyle var edilebilecek nitelikler taşımasıdır. Soyut anlatımın kullanıldığı metinlerde, anlaşılması güç, kapalı imgelere ve uzak çağrışımlara rastlanabilir. Bu anlatım tarzı, genellikle felsefe metinlerinde ve şiirlerde karşımıza çıkar. İkinci Yeni akımı sanatçılarının birçoğunda soyut bir anlatım vardır. Bu şairlerin şiirleri, gerçekliği, ancak imgelemde var edilebilen alışılmadık bağdaştırmalarla örülmüştür.

DOĞRU – YANLIŞ

Kompozisyon, güzel sanatlar içinde sa-dece edebiyatla ilgili bir kavramdır.

6. Dipnotun kullanılış nedenlerinden biri
de bilgilerin doğruluk ve güvenilirliği ile ilgili olarak okuyucuya denetim imkanı vermektir.
2. Dinleyici, konuşmacının söylediği her sözcüğü not almalıdır.

7. Metinde dipnot gerektiren ifadenin başına, parantez içinde kaçıncı dipnot olduğunu gösteren numara konur.

Tırnak içindeki alıntının sonunda bulunan noktalama işareti (nokta, soru işareti, ünlem işareti vb.) tırnak kapatıldıktan sonra konmalıdır.

10. Öğretici metinlerin çoğunda ana düşünce metnin gelişme bölümünde verilir.

ÖZET ÇIKARMAK

Bir kitabın ya da yazının; özü, ana düşüncesi ve planının bozulmadan kısaltılmasına “özet çıkarma”, bu işlem sonucunda ortaya çıkan kısa yazıya da “özet” denir. Özetle not farklı şeylerdir. Not, bazı bilgilerin hatırlanması için tutulan, kişisellik taşıyan; anlamı, notu alan kişi tarafından bilinen kısaltma ve işaretlerin kullanıla-bildiği bir hatırlatma yazısıdır. Özet ise ayrıntıları atma sanatıdır ve başlı başına bir metin türüdür.
Özetlenecek metin, dikkatli bir okunma ve değerlendirme sürecinden sonra özetlenmeli, kişisel görüşlerle me¬tin arasına mesafe konmalı, böylece metnin vermek istediği mesajın dışına çıkılmamalı, özet çıkarmanın sadece metin bağlamında gerçekleştirilen bir eylem olduğu unutulmamalıdır.
Her tür yazının özeti çıkarılabilir. Fakat özet denince akla ilk gelen metinler, “olay çevresinde gelişen edebi metinler (öykü, roman vb.)”dir. Olay çevresinde gelişen edebi metinlerde diyaloglara sıkça yer verilir. Hatta sadece diyaloglardan oluşmuş edebi metinler (tiyatro metinleri) bile vardır. Özette diyaloglara mümkün olduğunca az yer verilmeli, daha çok kişiler ve olay örgüsü üzerinde durulmalı, olaylar özetlenirken geniş zaman ya da şimdiki zaman kipi kullanılmalıdır.

Düzenleyiş 2

Bir metnin giriş bölümü şu şekillerde olabilir:
1. Doğrudan metnin ana düşüncesi verilir.
2. Metnin ana düşüncesiyle ilgili kısa bir olay anlatılır.
3. Bir nesne, kişi ya da çevre betimlenir.
4. Bir özdeyiş, atasözü ya da bunlar kadar etkileyici ve yoğun anlatımı olan bir cümle söylenir.
5. Dikkat çekici bir soru sorulur.
Gelişme bölümü; Gelişme bölümü, girişte ana hatları verilen konunun yardımcı düşünceler, örnekler ve ka-nıtlar aracılığıyla genişletildiğî bölümdür.
Buluş aşamasında deneyim ve araştırmalarla elde edilenlerden çıkarılan notlar, hazırlanacak metnin gelişme bölümünün düzenlenmesi esnasında bir seçmeye tabi tutulur. Aralarından gerekli olanlar alınır, gereksizler atılır. Gerekli olanlar alt alta yazılır, birbiriyle ilişkili olanlar bir araya getirilerek gruplandırılır. Düşünce, bulgu, bilgi ve yardımcı düşünceler sıralanıp kümelendirilirken bunların metnin iletisi ve amacıyla ilgileri göz önünde bulundurulur.

Düzenleyiş 1

Öğretici metinlerin düzenlenmesinde “giriş, gelişme, sonuç” bölümlerine dikkat edilmesi, anlatıcının işini
kolaylaştırabilir. Aslında her metnin bu metin ister öğretici ister olay çevresinde gelişen isterse de coşku ve heyecanı dile getiren metin olsun- kurgusu ve estetik duyarlığı, kendine özgüdür. Dolayısıyla her metnin “giriş, gelişme, sonuç” bölümlerinin bulunması ve bu bölümlerin de belli özelliklere sahip olması, bir zorunluluk değil; anlatıcının metin oluşturmasını kolaylaştıran bir olgu olarak değerlendirilmelidir. Metindeki düzen (plan) hissi, hem anlatıcının hem de okuyucunun/dinleyicinin verimliliğini artırır.
Giriş bölümü; Genellikle birkaç cümleden ya da paragraftan oluşur. Bu bölümde konu, ayrıntılara girilmeden kısaca tanıtılır. Giriş bölümü, yazının diğer bölümlerinde neler anlatılacağına dair ipuçları veren, dolayısıyla ilgi çekici olması gereken bölümdür.

Düzenleyiş

Ele alınan tema/konu ile ilgili her türlü malzemenin buluş aşamasında zihinde canlandığını söylemiştik. Zihinde canlanan bu malzemelerin anlatış aşamasında gelişigüzel kullanılmaması için anlatılacakların planlanması gerekir. İşte anlatımdaki bu planlama aşamasına düzenleyiş denir. Aslında plan, sadece anlatımda değil, yaşamın her alanında kullanılan bir çözüm yoludur. Plan, zaman ve emek İsrafının önüne geçer, verimliliği artırır. Planlı kişiler, hedeflerine ulaşmada daha başarılı olurlar.
Hazırlanacak metnin türüne göre temelde üç çeşit düzenleme vardır:
1. Öğretici metinlerin düzenlenmesi
2. Olay çevresinde gelişen edebî metinlerin düzenlenmesi
3. Coşku ve heyecanı dile getiren metinlerin düzenlenmesi
1. Öğretici metinlerin düzenlenmesi
Öğretici metinler; bilgi ve haber vermek, ikna etmek, kanıları değiştirmek, uyarmak, düşündürmek, yönlendirmek, tanıtmak gibi amaçlarla kaleme alınan metinlerdir. Bu tür metinleri şöyle sınıflandırabiliriz:
1. Tarihi metinler
2. Felsefi metinler
3. Bilimsel metinler
4. Gazete çevresinde gelişen metin türleri (makale, deneme, sohbet, fıkra, eleştiri, röportaj, haber yazısı)
5. Kişisel hayatı konu alan metin türleri (hatıra, gezi yazısı, biyografi, otobiyografi, mektup, günlük)

NOT ALMAK

Bir şeyin hatırlanması için yazılan kısa yazılara “not” denir.
İnsanoğlunun, işittiği, okuduğu, gördüğü her şeyi hafızasında tutmasına olanak yoktur. Kişinin gün içindeki randevularını ajandasına, cep telefonuna, bilgisayarına vb. kaydetmesi; okuduğu kitaplarla ilgili değerlendirmelerini bir yerlere yazması; alışverişe çıkmadan önce ihtiyaçlarını küçük bir kâğıda maddeler halinde sıralaması, o kişinin işini kolaylaştıracaktır. Günlük hayatın zorunlulukları gereği bir alışkanlığa dönüşen “not alma”, metin yazarken ve konuşma hazırlarken de işimize yarar.

BİLGİ TOPLAMA SÜRECİNDE VERİMLİLİĞİN ARTIRILMASI

Eskiler “Hâfıza-i beşer nisyân ile malûldür.” yani “İnsan hafızasında unutma hastalığı vardır.” demişlerdir. Metin oluşturmak isteyen kişiler, bir taraftan okuyarak, dinleyerek ve gözlem yaparak bilgi toplarken bir taraftan da bu bilgileri daha sonra kullanmaları için uygun yöntemlerle kaydederler. Aksi halde toplanan bilgiler bir süre sonra unutulacaktır.
Anlatımın iki aşamalı (hazırlık, anlatış) bir süreç olduğunu, hazırlığın buluş ve düzenleyiş aşamalarından oluştuğunu daha önce belirtmiştik. Bir kişinin buluş aşamasında okuduklarını, dinlediklerini ve gözlemlediklerini düzenleyiş aşamasında kullanması, böylelikle de anlatış aşamasını daha verimli geçirmesi için şunları yapması, faydalı olacaktır: Not almak, alıntı yapmak, özet çıkarmak.

ALINTI YAPMAK

Bir yazıya başka bir yazarın yazısından alınmış parçaya, alıntı (aktarma, iktibas) denir. Alıntı yapmak, okunanlardan not almaktan farklıdır. Not almak, bir eserde önemli görülenlerin, not alanın cümleleriyle ifade edilmesiyken alıntı yapmak bir bilginin, okunan eseri yazan kişinin cümleleriyle ifade edilmesidir. Güvenilir kaynaklardan, bilimsel ve sanatsal yeterliği konusunda herkesin görüş birliğine vardığı metinlerden yapılan alıntılar, anlatıcının yapacağı konuşmanın/yazacağı metnin daha inandırıcı ve etkileyici olmasını sağlar.
Bilimsel çalışmalar sırasında alınan notlar ve çeşitli yapıtlardan yapılan alıntılar, fişlere yazılır. Fişlerde dipnotta kullanılacak bilgilere de yer verilir.
– Alıntılar tırnak işareti içine gösterilir.
Uzun alıntılarda her paragraf ayrı ayrı tırnak içine alınır.
– Tırnak içindeki alıntının sonunda bulunan işaret (nokta, soru işareti, ünlem işareti vb.) tırnak içinde kalır.
Alıntılarda; başta, ortada ve sonda alınmayan kelime ve bölümlerin yerine üç nokta (…) konur.
Alıntı, şiirden yapılıyorsa mısralar ya alt alta ya da aralarına eğik çizgi (/) gelecek şekilde peş peşe yazılır.
Alıntının yapıldığı kaynak, dipnot olarak belirtilir.

DİNLEMEK

Bilgi toplama yollarından biri de “dinleme”dir. Hatta denilebilir ki insanın dinleyerek öğrendikleri, diğer bilgi toplama yollarını kullanarak öğrendiklerinden çok daha fazladır. Bu, yaşanılan hayatın bir gerçeğidir. Çünkü iletişimin en kolay yapılanı sözlü iletişimdir. Sözlü iletişim de temelde konuşma ve dinleme üzerine kuruludur. Kişi, zaten günlük ihtiyaçları gereği gerçekleştirmek zorunda olduğu dinlemeyi bilinçli bir eyleme dönüştürür; neyi, ne şekilde dinleyeceğini öğrenirse bu yolla da önemli bilgiler edinebilir.
Dinlemeyi birikim artırıcı bir eyleme dönüştürmek istiyorsanız Dikkatinizi konu ve konuşmacı üzerinde yoğunlaştırın.  On yargılarınızı bir tarafa bırakın.
Anlatılanları kavramaya çalışın.
Konuşmanın ana düşüncesini ve bu ana düşünceyi destekleyen yardımcı düşünceleri belirleyin.
Konuşmacının anlattıkları sizin için önemliyse konuşmayı ya bir kayıt cihazıyla kaydedin ya da konuşmanın önemli bölümlerinden notlar alın.
2. Okunanlardan Not Almak Okunan metnin bir gazetede, dergide, ansiklopedide yer almasıyla bir bilgisayar ekranında yer alması arasında herhangi bir fark yoktur. Önemli olan, bunların nereden not alındığı değil, niteliğidir.